Posted 2 months ago
4 Notes
Su oluklarına bakarak bir saat yürürsen, kendine bir kırmızı balon alacak kadar para bulursun.
Sokağım göz kamaştırıcıydı.
Yıllar akıp geçti. Bir hayli şey öğrendim, başka ışıklar gördüm, yani, bitkiye olduğu kadar insana da gerekli aydınlığın göklere, güneşlere ve denizlere göre değişen eşsiz renklerini bir bir saydım. Ama hiçbir şey, ne tabiat, ne de kitaplar, sokağım’daki güneşin o amansız, o değişmez beyazlığı kadar anılarımda yer etmedi.
Şüphesiz, bu göz kamaşması sadece içimden gelen bir şeydi ya da sadece hafızanın geçirdiği başkalaşımlarda vardı ve bunun gerçek olduğuna emindim. Ama güneşten gelen bu esenlik hayatın esenliği idi. On yaşımdaydım, ve ilk defa hissediyordum hayatı: kendini bir ilk yarayla duyuruyordu; bitkisellikten çıktım, anasından ayrı düşmüş bir hayvana döndüm; Ve bir yavru kedi değil de küçücük bir insan olduğum için yanağımda kurumuş bir damla gözyaşı kaldı.
Evet, güneşin beyaza boyadığı kül rengi binalarıyla, aralarından yeşil otların fışkırdığı sokak taşlarıyla, kendi yalnızlığını kuşatan sınırlarıyla sokağım, yaşadığım her anı hiçbir zaman unutamayacağım kadar göz kamaştırıcıydı. Sanki ben değil de, bembeyaz bir ışık içine gömülen kendi kaybolmuş çocukluğum söz konusuymuş gibi, ilk acıların karşısında gözlerini kırpıştırarak bütün saflığıyla duran ve kalbi bambaşka çarpan bu ürpermiş çocuğu tekrar görüyorum. O zamanlar dünya yine de sevinçlerle doluydu.
İsveç Kibritleri - Robert Sabatier
Replies
Likes
-
fgorucu liked this
-
oykuezmesi liked this
-
emneyldrm liked this
-
ciceklerdendahaguzelsin liked this
-
pcaulfield posted this